1 ... 20 21 22 23 24 25 26 27 ... 39

III.2.7. Dmitriy İvanoviç (Donskoy) (1359-1389) ve Rusların İlk Galibiyeti

bet24/39
Sana17.02.2017
Hajmi3.07 Mb.

III.2.7. Dmitriy İvanoviç (Donskoy) (1359-1389) ve Rusların İlk Galibiyeti 

 

 Canibek 

Han’ın ölümünden sonra Altın Orda, fetret dönemine girince Rus 

knezliklerinin daha fazla güçlenmesi gerekirdi. Ancak, İvan Kalita’nın oğullarının 

ölümüyle Moskova Knezliği de tkendi içinde taht sorunlarıyla karşılaştı. Diğer 

taraftan Litvanya Knezliği, Rus topraklarına talip olmuş ve Rus topraklarını 

birleştirme konusunda Moskova’ya rakip olmuştu.  

 

 

İvan  İvanoviç’in oğlu Dmitriy’in 1359 yılında Moskova tahtına çıktığında 

küçük yaşta olmasından dolayı Altın Orda hanı  Hızır, büyük hanlık için yarlığı 

Nijegorod Knezi Dmitriy Konstantinoviç’e verdi.

815


 Büyük Knezlik unvanının 

kaybedilmesi, Vladimir, Pereyaslavl, Kostroma, Dmitrov şehirlerinin de 

Moskova’nın idaresi altından çıkması anlamına geliyordu. Bu tarihte Rostov ile 

Galitsk knezlikleri de Moskova’nın idaresi altından çıktı. Böylece Moskova 

Knezliği, 1327 yılı  sınırlarına kadar gerilemiş oldu. Ancak daha 1363 yılında 

Moskova Knezi başta Büyük Knezlik için yarlığı ele geçirmiş, ardından da kaybettiği 

topraklara tekrar sahip olmuştur.

816


 Altın Orda’daki fetret devri, Dmitriy İvanoviç’in 

işini kolaylaştırmıştır. Dmitriy Altın Orda hanlarının Moskova’nın politikaları 

karşısında suskun kalmaları sayesinde, Moskova’nın topraklarını genişletmiş, oğlu 

Vasiliy ise Murom ile Nijegorod knezliklerine son vermiştir.

817

 Bu dönemde knezler 

arasındaki ilişkileri ve güç dengesini anlamak için, knezler arasında imzlanan 

anlaşmalar son derece önemli rol oynamaktadır. Nitekim, antlaşmalarda knezler 

arasındaki ilişkiler “aile” terimleriyle ifade edilmiştir. Örneğin, 1367 ve 1374 yılı 

                                                 

814

 E. Hara-Davan, Rusy Mongolyskaya, s. 228.  

815

 PSRL, IX, Tipografskaya Letopisy, s. 160.  

816

 PSRL, III, Voskresenskaya Letopisy, s. 26-38; PSRL, IX, Tipografskaya Letopisy, s. 160-161.  

817

 Moskova’nın Nijegorod’u ele geçirmesi ile ilgili daha geniş bilgi için bkz. E. Arsühin, Polumesyats 

Nad Volgoy, Nijegorodskiy İslamskiy İnstitut İmeni Husaina Faizhanova, Nijniy Novgorod 2005, s. 

126-136.  



 

201


anlaşmalarında Knez Vladimir Serpuhovskiy, Dmitriy Donskoy’un “küçük kardeşi” 

olarak geçerken,

818

 1389 yılı anlaşmasında Vladimir, Dmitriy’nin oğlu olarak 

nitelendirilmiştir.

819


 Halbuki, Vladimir, Donskoy’un kuzeniydi. Her iki terim de 

vassal bağlılıkların derecesini göstermektedir. 1389 yılında bağlılık derecesi 

artmıştır. 1375’te Tver, 1382’de ise Ryazan knezleri kendilerini Moskova Knezi’nin 

“küçük kardeşi” olarak nitelendirmişlerdir.

820

  Eşit  şartlarda anlaşmalar 

imzalandığında ise taraflar birbirlerine “kardeş”  şeklinde hitap etmişlerdir. 1433 

tarihinden itibaren II. Vasiliy diğer knezlerin kendisine gospodin (efendi) şeklinde 

hitap etmelerini istemiştir.

821


  

 

 Dmitriy 

İvanoviç, hâkimiyetinin başında kaybettiği toprakları tekrar ele 

geçirdikten sonra, 1380 yılında da Altın Orda’ya karşı Kulikovskaya düzlüğünde  

önemli bir galibiyet elde etti.

822


   Ancak bundan iki yıl sonra Toktamış, Moskova’yı 

ateşe verdi.

823

 Dmitriy Donskoy döneminde Moskova’nın konumu, artık sadece Altın 

Orda’nın politikasına bağlı değildi. Dmitriy Donskoy’un askerî ve diplomatik 

başarıları neticesinde Büyük Vladimir Knezliği, Moskova knezlerinin idaresine geçti 

ve 1374-82 yılları arasında knez Vladimir, neredeyse Saray’dan bağımsız bir şekilde 

hüküm sürdü.  Yine Dimitriy Donskoy ilk kez handan izin almadan “Büyük 

Knezli”ği oğlu Vasiliy’e “miras” olarak bıraktı.

824


 Bu tarihten itibaren “Büyük 

Knezlik” unvanı hep Moskova knezlerinde kalacak ve Moskova knezleri miras ve 

varis konusunu bundan böyle bağımsız yürütmeye başlamışlardır. Bununla birlikte 

Knez Dmitriy Donskoy’un asıl başarısı, Kulikovskaya Muharebesi’nden ziyade 

Toktamış’a yenilmesine rağmen Toktamış’a Vladimir Knezliği’nin Moskova’ya 

bağlı olduğunu kabul ettirmesi oldu. Böylece Knez Dmitriy Donskoy, askerî 

                                                 

818


 “Dokonçaniye Velikoğo Knyazya Dmitiya İvanoviça s Knyazem Serpuhovskim i Borovskim 

Vladimirom  Andreyeviçem”, DDG, s. 19-21; “Dokonçaniye Velikoğo Knyazya Dmitriya İvanoviça s 

Knyazem Serpuhovskim i Borovskim Vladimirom Andreyeviçem”, DDG, s. 23-24. 

819


 “Duhovnaya Gramota (Vtoraya) Velikoğo Knyazya Dmitriya İvanoviça”, DDG, s. 33-37.  

820


 “Dokonçaniye Velikoğo Knyazya Dmitriya İvanoviça s Velikim Knyazem Tverskim Mihailom 

Aleksandroviçem”, DDG, s. 25-28; “Dokonçaniye Velikoğo Knyazya Dmitriya İvanoviça s Velikim 

Knyazem Ryazanskim Olegom İvanoviçem”, DDG, s. 29-30.  

821


 “Dokonçaniye Velikoğo Knyazya Vasiliya Vasilyeviça s Knyazem Serpuhovsko-Borovskim 

Vasiliem Yaroslaviçem”, DDG, s. 69-71.  

822

 Kulikovskaya Muharebesi ve önemi hakkında bkz. I.3.9. 

823

 Toktamış’ın Moskova seferi için bkz. I.3.10. 

824

 PSRL, VI, Tverskaya Letopisy, s. 127; S. Perevezentsev, Smısl Russkoy İstoriyi, s. 193. 



 

202


mağlubiyeti, diplomatik galibiyete çevirmeyi başardı. Bununla birlikte o dönemde 

kaleme alınan Rus edebi eseri Zadonşina(Don’un Ötesi)’da

825

 kaçan Tatar 

askerlerinin “bundan böyle Rus topraklarına sefer düzenlemeyecekleri, Rus 

knezlerinden vergi alamayackları” belirtilse de

826

 yazarın bu dileği Kulikovskaya 

Muharebesi’nden neredeyse ancak bir asır sonra gerçekleşmiştir.  

 

 

III.2.8. Knez I. Vasiliy (1389-1425) 

 

 

Dmitriy Donskoy  kendi oğluna (I. Vasiliy) knezlik tahtını bırakan ilk knez 

olmasına rağmen, I. Vasiliy yine de Han’dan yarlıgı almadan tahta çıkmadı.

827

 Gerek 


Moskova’nın iyice güçlenmesinden gerekse Toktamış’ın Timur ile 

mücadelesinden

828

 dolayı Vasiliy, topraklarını genişletmeye devam etti. Vasiliy, 

Nijegorod, Murom ve Vologda şehirlerini Moskova’ya katmayı başardı.

829


 Vasiliy 

bir taraftan Rus knezlikleri içerisinde durumunu pekiştirirken, diğer taraftan da Altın 

Orda ile büyük sorunlar yaşamadı. Bununla birlikte gözü hep Rus topraklarında olan 

Litvanya Knezliği, Rus knezliklerini kendi etrafında toparlamak için uygun fırsat 

beklediğinden, Moskova için hep tehlike arz etmiştir.  

 

 

Ancak Vitovt ile Toktamış’ın Rus knezliklerinin taksimine dair planları

830


 

hayata geçilmediği gibi, Edigey’in I. Vasiliy’in Toktamış’ın oğullarını himayesi 

altına alması, vergileri ödememesi, Saray’a seyahat etmemesi, Altın Ordalı tüccar ve 

elçilere kötü davranılması nedeni

831

 ile Moskova üzerine düzenlediği sefer (1408) de 

I. Vasiliy başkanlığındaki Moskova Knezliği’ne fazla zarar vermedi. Ruslar tekrar 

                                                 

825

 Zadonşina, Kulikovskaya Muharebesi dolayısıyla ortaya çıkan bir eserdir. Zadonşina’nın temelinde 

halk arasında dolaşan hikaye yer almaktadır. Zadonşina’nın XIV. yüzyılın sonunda – XV. yüzyılın 

başında Bryan boyarı olan ve daha sonra Ryazan papazı olacak Sofoniya tarafından yazılı hale 

getirildiği düşünülmektedir.  Bkz. Zadonşina, Pamyatniki Literaturı Drevney Rusi XIV-Seredina XV  Veka, Günümüz Rusçasına çev. L. A. Dmitriyev, Moskova 1981, s. 96-111.  

826


 Zadonşina, Pamyatniki Literaturı Drevney Rusi XIV-Seredina XV Veka, s. 96-111.  

827


 PSRL, VI, Tverskaya Letopisy, s. 127.  

828


 Toktamış-Timur mücadelesi için bkz. I.3.11.  

829


 Knez Vasiliy’in Moskova topraklarını genişletmesi hakkında bkz. PSRL,  III, Voskresenskaya  Letopisy, s. 88-104.  

830


 PSRL, VI, Tverskaya Letopisy, s. 445; PSRL, III, Voskresenskaya Letopisy, s. 104-105.  

831


 “Poslaniye Edigeya Velikomu Knyazyu Vasiliyu Dmitiyeviçu (Dekabry 1408)”, A. A. Gorskiy,  Moskva i Orda, s. 196-197. 

 

203


vergi ödemeye başlamalarına ve Moskova, Nijegorod’u kaybetmesine rağmen, 

Büyük Knez Vasiliy ve ordusu darbeden kaçmayı    başardı. Ayrıca daha sonra 

Vasiliy, Nijegorod’a tekrar hâkim oldu. Genel olarak I. Vasiliy, babasına göre daha 

temkinli davransa da, babasının politikasını devam ettirdi ve özellikle piyon hanların 

iktidarda olduğu dönemde bağımsız hareket etmeye çalışsa da, Altın Orda’nın 

“gerçek” hanlarının hâkimiyetini tanımaya devam etti.  

 

 

III.2.9. Knez II. Vasiliy (1425-1462) ve Moskova’nın III. Roma İddiası 

 

 

II. Vasiliy döneminde Moskova, kendi topraklarını genişletmeye devam etti 

ve Dmitrov, Galitsk, Mojaysk, Serpuhovo-Borovsk şehirleri de Moskova’ya kattı.

832


 

Moskova Knezliği’nin Altın Orda ile ilişkilerinde fazla bir değişikliğe gidilmedi. 

Uluğ-Muhammed Han ve diğer hanlar, Rus knezlikleri üzerine düzenledikleri 

seferlerde başarılı olamadılar.

833

 Ancak II. Vasiliy dönemi yine de bazı özelliklere 

sahiptir.  

 

 1448 

yılında Rus Kilisesi Konstantinopol Patrikliği’nden bağımzıs hale 

geldi.


834

 XIV. yüzyılın sonu ile XV. yüzyılın başlarında Konstantinopol Patrikliği ile 

Roma Katolik Kilisesi arasında kiliseler birliği konusunda görüşmeler yürütüldü. Bu 

yakınlaşmayı “çıkar ilişkisi” olarak da nitelendirmek mümkündür. Bizans, Türklere 

karşı yardım arayışında iken, Roma Katolik Kilisesi de Ortodoks ülkelerini itaat 

altına almak istiyordu. Neticede 1439 yılında taraflar birleşmeyi öngören “Floransa 

Anlaşması”nı imzaladılar. Ancak Rus din adamları ile Knez II. Vasiliy bunu kabul 

etmedi. Bütün Ortodoks dünyasının bu antlaşmadan rahatsız olması üzerine Bizans 

geri adım attı, Rus knezlikleri ise bu olayı kendi çıkarları doğrultusunda kullandılar. 

1448 yılında piskoposlar toplantısında Piskopos İvan (1400-1461) Konstantinopol’ün 

onayı olmadan bütün Rus knzeliklerinin mitropoliti seçildi ve böylece Rus kilisesi 

                                                 

832

 PSRL, III, Voskresenskaya Letopisy, s. 195, 197-201.  

833

 Bkz. I.3.13.  

834

 S. Perevezentsev, Smısl Russkoy İstoriyi, s. 196. 



 

204


bağımsız oldu.

835


  Rus kronikleri, bu konyu farklı bir açıdan ele almakta ve Bizans’ın 

Katolik Kilisesi ile işbirliğini “ihanet” olarak nitelendirerek, bunun cezası olarak da 

Türklerin  İstanbul’u ele geçirdiklerini ve böylece Bizans’ın çok ağır 

cezalandırıldığını açıklamaktadırlar.

836

 Bizans’ın yıkılmasıyla ise Moskova, 

kendisini en azından dinî alanda Bizans’ın mirasçısı olarak gördü ve III. Roma 

iddiasını ortaya attı. Ruslara göre, ilk Roma yıkılmış, ikinci Roma olan 

Konstantinopol Türklerin eline geçmiş, üçüncü Roma ise Moskova olup, ebediyen 

devam edecek ve dördüncü bir Roma’dan söz ettirmeyecektir.

837

   

 

II. Vasiliy’in hayattayken, kendisi için “çar” unvanının kullanılması da Rus 

tarihinde bir ilk olmuştur. Ondan önceki knezler için “çar” unvanı kullanılsa da,  bu 

ancak onların ölümünden sonra mümkün olmuştur. II. Vasiliy ise resmî olarak 

kendisi bu unvanı kullanmasa da, dönemin edebî eserlerinde “çar” olarak 

nitelendirilmiştir.  Jitiye Sergiya Radonejskoğo (Sergiy Radonejskiy’in Hayatı) adlı 

eserde

838


 II. Vasiliy, “büyük Rus çarı” ve “aklıselim çar” olarak nitelendirilmiştir.

839


  

Vasiliy’e “çar” olarak hitap edilmesinin nedeni, bir taraftan Moskova Knezliği’nin 

Altın Orda’ya olan bağlılığının zayıflaması, diğer taraftan ise Bizans’ın yıkılmasıdır. 

Dolayısıyla Rus knezliklerinin daha önce “çar” olarak hitap ettikleri Altın Orda 

hanları ile Bizans imparatorlarının hâkimiyetlerinin zayıflamasıyla Ruslar, kendi 

knezlerini “çar” olarak adlandırmaya başlamışlardır.

840

 Ancak bir “çar” başka bir 

“çar”a boyun eğemeyeceğinden ve Moskova’nın Altın Orda’ya bağlılığı    resmî 

olarak hâlâ devam ettiğinden dolayı, II. Vasiliy kendisi bu unvanı kullanmamıştır.  

                                                 

835


 S. Perevezentsev, Smısl Russkoy İstoriyi, s. 196-197. 

836


 Rus kronikleri, İstanbul’un Türkler tarafından fethi konusuna geniş yer vermişlerdir. Örneğin bkz.  PSRL, III, Voskresenskaya Letopisy, s. 171-195.  

837


 V. P. Grebenük, “Teoriya “Moskva – Tretiy Rim” i “Skazaniye Ob İkone Vladimirskoy 

Bogomateri”,  Rossiya-Vostok-Zapad, Naslediye Yayınları, Moskova 1998, s. 94-100.  Bu konu 

hakkında daha geniş bilgi için bkz. N. V. Sinitsina, “Avtokefaliya Russkoy Tserkvi i Uçrejdeniye 

Moskovaskoğo Patriarhata (1448-1589), Tserkovy,  Obşestvo i Gosudarstvo v Feodalynoy Rossiyi, 

Moskova 1990, s. 126-137.  

838


 Sergiy Radonejskiy,  Kulikovo dönemi önemli Rus din adamlarından biridir. Dmitriy Donskoy, 

Kulikovskaya Muharebesi öncesinde Sergiy’in duasını almış ve muharebe sonrasında Sergiy’i bir kez 

daha ziyaret ederek kendisine lütufta bulunmuştur. Sergiy Radonejskiy’in hayatı, arkadaşı Papaz 

Epifaniy tarafından kaleme alınmıştır. Bkz. Hrestomatiya po İstoriyi Rossiyi, I, S Drevneyşih Vremen 

do XVII Veka, ed. İ. L. Babiç-V. N. Zaharov-İ. N. Ukolova, Moskova 1994, s. 139-146.  

839


  Jitiye Sergiya Radonejskoğo, Hrestomatiya po İstoriyi Rossiyi, I, S Drevneyşih Vremen do XVII  Veka, s. 139-146.  

840


 Bkz. IV.2.3.  

 

205


 

 

II. Vasiliy’in hâkimiyeti, Altın Orda’nın parçalanma dönemine denk geldi. 

Kazan, Kırım ve Nogay hanlıkları, Altın Orda’dan ayrıldı. Dniyeper ile Volga 

arasında kalan merkez topraklar ise bu tarihten itibaren “Büyük Orda”  olarak 

geçmeye başladı. II. Vasiliy de Büyük Orda hanlarının hâkimiyetini kabul ediyordu. 

Rus knezliklerinin Orda’ya olan bağlılıkları devam etse de, Altın Orda-Rus 

knezlikleri arasındaki ilişkiler yeni bir boyut kazanmıştı. Artık Ruslar, Tatar 

emirlerini ve Altın Orda’dan kopan hanlıkları, Altın Orda’ya karşı kullanıyorlardı. 

Her ne kadar Moskova hâlâ Kırım ve Kazan’a vergi ödemeye devam etse de, II. 

Vasiliy’den sonra tahta çıkan III. İvan döneminde Moskova Knezliği bağımsızlığını 

ilan etmiştir.  

 

 

III.2.10 Knez III. İvan (1462-1505) ve Bağımsızlığın Kazanması 

 

 

II. Vasiliy’den sonra tahta oğlu III. İvan çıktı. Onun zamanında Yaroslav, 

Rostov, Novgorod, Vyatka’nın geriye kalan bağımsız bölgeleri, ardından da Pskov 

ile Ryazan, Moskova Knezliği’ne ilhak edildi.

841


  Yine 1487-1494 ve 1500-1503 

yıllarında Litvanya ile yapılan savaşlar neticesinde Vyazma, Çernigov başta olmak 

üzere onlarca şehir Moskova’nın idaresine geçti.

842


 Moskova Knezliği bir taraftan 

topraklarını genişletirken, diğer taraftan da her geçen gün Altın Orda’ya olan 

bağlılığını azaltıyordu. 1462 yılında Altın Orda hanlarının Rus paralarından adı 

çıkartılırken,

843

 1472 yılında da III. İvan Altın Orda’ya vergi ödemesini keserek, 

vergileri Kırım ve Kazan hanlarına göndermeye başladı.

844


 III. İvan döneminde 

Moskova Knezliği’nin Kırım Hanlığı ile yakın ilişkiler kurması da dikkatlerden 

kaçmamaktadır. Nitekim önceden knezler arasında imzalanan anlaşmalarda “orda” 

kelimesi tekil olarak kullanılırken, 1473 yılında III. İvan ile Volotsk Knezi Boris 

arasında imzalanan anlaşmada “orda” kelimesi çoğul şeklinde kullanılmış ve birkaç 

                                                 

841

 PSRL, III, Voskresenskaya Letopisy, s. 217-226, 246-264. 

842

  PSRL, III, Voskresenskaya Letopisy, s. 301, 318-320. Ayrıca Moskova Knezliği’nin Litvanya 

Knezliği ile ilişkileri için bkz. S. Perevezentsev, Smısl Russkoy İstoriyi,  s. 198. Bu konu hakkında 

daha geniş bilgi için bkz. A. B. Şirokorad, Rusy i Litva, Veçe Yayınları, Moskova 2004.  

843

 Bkz. II.8.  

844

 “Duhovnaya Gramota Velikoğo Knyazya İvana Vasilyeviça”, DDG, s. 362.  



 

206


“orda”dan bahsedilmiştir.

845


 Bu tarihte Ruslar, Büyük Orda ile Kırım Hanlığı’nı 

“orda” olarak nitelendirmişlerdir. Böylece bu tarihten itibaren Moskova, Büyük 

Orda’yı diğer hanlıklarla bir tutmaya başlamıştır. Her ne kadar Moskova Knezliği, 

daha önce de Altın Orda’nın varisleri ile belli ilişkiler içerisinde olsa da, resmî 

yazışmalarda Kırım Hanlığı’nın da ancak 1473 yılından itibaren “orda” olarak 

geçmeye başlamasının nedeni, bu tarihte artık Moskova’nın  Büyük Orda’ya olan 

bağlılığının iyice zayıflamasıdır.  

 

 Moskova’nın güçlenmesi ve her geçen gün zayıflayan Büyük Orda’yı 1472 

ve 1480 yıllarında mağlup etmesi, toplumda da artık Han’ın boyunduruğundan 

kurtulmak gerektiğine dair görüşlerin artmasına neden olmuştur. Yine III. İvan’ın 

ikinci eşi olan Bizans İmparatoru’nun kızı Sofya’nın da III. İvan’ı hanlara karşı 

“isyan etmesi” konusunda ikna etmeye çalıştığı bilinmektedir. Alman 

İmparatoru’nun Rusya’daki elçisi Sigismund von Herbersteyn,  Moskova seyahati ile 

ilgili tuttuğu notlarında Sofya’nın III. İvan’ın Han’ın kölesi olmasından dolayı çok 

rahatsız olduğunu bildirdiğini, Tatarların Moskova’ya geldiğinde III. İvan’ın 

kendilerini karşılamaması için hasta olduğunu ileri sürmesini  istemiştir.

846

 III. 


İvan’ın bu davranışları, Ahmet Han’ı rahatsız etse de, ne Ahmet Han’ın III. İvan’a 

gönderdiği uyarı niteliğindeki mektup,

847

 ne de Ahmet Han’ın Moskova üzerine 

gerçekleştirdiği sefer

848


 bir netice vermedi.   

 

 Böylece 

III. 

İvan döneminde Moskova Knezliği ile Orda arasındaki ilişkilerde 

büyük değişiklikler meydana geldi. Daha III. İvan’ın knezliğinin ilk yıllarında 

bağımsızlığın ilk sinyalleri verilmişti.  1472 ve 1480 yılındaki başarısız seferler ise 

bu bağımsızlığın ilk işareti olmuştur. Bununla birlikte tarihçilerin bir kısmı, ancak 

                                                 

845

 “Dokonçaniye Velikoğo Knyazya İvana Vasilyeviça s Knyazem Volotskim Borisom 

Vasilyeviçem”, DDG,  s. 225-232; “Dokonçaniye Velikoğo Knyazya İvana Vasilyeviça s Knyazem 

Uglitskim Andreyem Vasilyeviçem”, DDG, s. 232-249.  

846

 S.  Von Herbersteyn, Notes upon Russia, I, Latince’den İngilizce’ye çev. ve yay. R. H. Major, The 

Hakluyt Society, London (t) , s. 25.  

847


 “Yarlık-Poslaniye Ahmeta Velikomu Knyazyu İvanu Vasilyeviçuı”, A. A. Gorskiy,  Moskva i  Orda, s. 198.  

848


 PSRL, III, Voskresenskaya Letopisy, s. 273-283; PSRL, VII, Ermolinskaya Letopisy, s. 240-242.  

 

207


Büyük Orda’nın tarih sahnesinden çekilmesiyle Moskova Knezliği’nin bağımsız 

olduğunu ileri sürmektedirler.

849

    

 III. 

İvan’ın Büyük Orda’ya karşı elde ettiği başarı, onun Rus topraklarında tek 

hükümdar olarak kendisinden söz ettirmesini ve 1485 yılından sonra “bütün Rus 

topraklarının hükümdarı” unvanını almasını sağlamıştır.

850

 Nitekim kendisini “çar” 

ilan eden ilk knez de III. İvan oldu.  Yine III. İvan zamanında ülke arması olarak iki 

başlı kartal kabul edildi ve Rossiya (Rusya) terimi kullanılmaya başlandı.  

 

 

III.3. Altın Orda’nın Rus Topraklarının Latinleşmesini Engellemesi 

 

III.3.1. Haçlı Yayılmacılığına Karşı Rus-Altın Orda İşbirliği 

 

Her ne kadar Rus tarihçileri, Moğol istilâsı ve Altın Orda boyunduruğunu, 

tarihin kara sayfası ve gerileme devri olarak nitelendirseler de, gerek Altın Orda’nın 

Çarlık Rusyası’nın kuruluşunda oynadığı rol, gerekse de siyasî, ekonomik, sosyal ve 

kültürel alanda yaptığı etkiler bunun tersini göstermektedir. Bundan başka 

tarihçilerin dikkatinden kaçan bir başka önemli konu daha mevcuttur. Moğol istilâsı 

öncesinde Rus toprakları zaten istilâ altında olup, Alman, İsveç, Macar, Litvanya ve 

diğer Batılı düşmanlarının etkisi altındaydı. Söz konusu durum özellikle Doğu 

Slavları’nın yoğun olarak yaşadığı Batı Rus knezlikleri için geçerliydi. Nitekim, 

Galiç ve Vladimir-Volin knezliklerinin Macaristan’a komşu olmaları burada Rus 

(Slav) özelliklerinin erkenden kaybolmasına da neden olmuştur. Diğer taraftan 

Lehistan’ın Katolik dünyasının bir parçası olmasıyla Batı Rus knezliklerinin de 

bulunduğu bölgede Katolik propagandasının artması ve Macar krallarının Rus 

knezliklerine müdahaleleri, bölgedeki Rus nüfusunu Kiyev Rusyası’ndan 

                                                 

849


 Örneğin Rus tarihçisi V. V. Trepavlov, XVI. yüzyılın başlarına kadar, yani Büyük Orda’nın 

yıkılışına kadar Rus knezlerinin Büyük Orda hanlarından yarlık almaya devam ettiklerini yazmaktadır. 

Bkz. V. V. Trepavlov, “Rossiya i Koçevıye Stepi: Problema Vostoçnıh Zayımstvovaniy v Rossiyskoy 

Gosudarstvennosti”, Vostok, S.2,  Moskova 1994, s. 55.  

850

 S. Perevezentsev, Smısl Russkoy İstoriyi, s. 199. 



 

208


uzaklaştırmıştır.

851


 Nitekim bütün bu gelişmeler neticesinde “Ukrayna”  halkı 

meydana gelmiştir. XIII. yüzyılın başlarında ise bölgede Lehlerin etkisi arttı. Ancak 

gerek Lehler gerekse de diğer yabancılar, nüfuz ve etkilerini Batı Rusya ile 

sınırlamakla yetinmeyip, bunu diğer Rus knezlikleri üzerinde de yaymayı 

düşünüyorlardı. Ancak Moğol istilâsının sınırlarını Avrupa’ya kadar uzatması ve 

Moğolların Doğu Rus knezliklerini hâkimiyeti altına almaları, Avrupa ülkelerinin 

planlarını bozmuştur.  

 

1238 yılının baharında Novgorod şehri ve civarı, Moğol istilâsından 

kurtulmuştu. Ancak Novgorod, kuzeyden gelen bir tehlikeyle karşı karşıya idi. Bu 

tehlikeyi ise İsveçlilerle Alman şövalyeleri ve Litvanya oluşturuyordu. Diğer taraftan 

her ne kadar Novgorod ve Pskov şehirleri, bu tarihte daha Altın Orda’ya boyun 

eğmeseler de, bu bölgeler de Rus topraklarının bir parçası olduğundan Moğol 

hâkimiyeti altında sayılıyordu. Bundan dolayıdır ki, İsveçliler ile Alman şövalyeleri 

Novgorod ve civar bölgelere saldırmaktan çekiniyorlardı.

852

  Bunu fırsat bilen 

Novgorod Knezi Aleksandr Yaroslaviç, Finlandiya topraklarına hücum ederek 

Finlilere karşı başarılar elde etti. Rusların bu saldırılarını engellemek için İsveçliler 

1240 yılının yazında deniz yoluyla bir ordu gönderdiler, ancak Neva Nehri’nin  

kıyısında vuku bulan muharebede Aleksandr Yaroslaviç ordusuna mağlup oldular.

853

  Aleksandr, bu zaferden dolayı “Nevskiy” lakabını aldı ve adını tarihe Aleksandr 

Nevskiy olarak yazdırdı. Bu zaferde  Altın Ordalıların Aleksandr Nevskiy’e 

doğrudan bir yardımı dokunmasa da, Altın Orda’nın varlığı dahi, İsveçliler ile Alman 

şövaleylerinin Novgorod ve Pskov gibi bölgelere saldırılarını engellemiştir.  

 

Ancak 1242 yılının başlarında Pskov şehrinin ileri gelenleri Novgorod’un 

idaresinden çıkıp, Alman şövaleyelerinin himayesi altına girmek istediler. 

Pskovluların da yardımıyla Almanlar, Novgorod’a ait  bazı bölgeleri ele geçirdiler, 

hatta Fin Körfezi sahilinde bir kale inşa ettiler. Ancak Aleksandr Nevskiy, 

Almanların bu ilerlemesini durdurduğu gibi, Peypus gölünde meydana gelen ve Rus 

                                                 

851


 A. N. Kurat, Rusya Tarihi. Başlangıçtan 1917’e Kadar, s. 47.  

852


 A. N. Kurat, Rusya Tarihi Başlangıçtan 1917’Ye Kadar, s. 72.  

853


 PSRL, VII, Ermolinskaya Letopisy,  s. 109-110. 

 

209


tarihinde “Ledovoye Poboişe” (Buz Üstü Savaşı) olarak geçen bu muharebede 

Almanları mağlup etti.

854

 Bu savaşta Altın Orda askerlerinin Ruslara yardım ettikleri 

bilinmektedir.

855


  Nitekim Aleksandr Nevskiy’in Moğollara karşı itaatkar politika 

izlemesi ve gerektiğinde askerî yardımda dahi bulunmasının en önemli nedenlerinden 

biri de, Nevskiy’in Rus topraklarını Alman ve İsveçlere karşı savunmasında Moğol 

desteğini aramasıdır. Hiç şüphesiz, Aleksandr Nevskiy Moğollarla Katolik istilâsına 

karşı değil de Katoliklerle Moğol istilâsına karşı işbirliği yapabilirdi. Fakat böyle bir 

işbirliği ancak Alman ve İsveçlilerin ileri sürdükleri şartlarda olabilirdi. Ayrıca 

Alman ve İsveçlilerin Aleksandr Nevskiy’e Rus knezliklerinin çoğunu ele geçiren 

Moğollara karşı yardımlarının da olumlu netice getireceğini tahmin etmek güçtür. Bu 

durumda Doğu Rus knezliklerinin Altın Orda ile Alman ve İsveçliler arasında 

paylaşılması gerekirdi. Aleksandr Nevskiy ise kararını Moğollardan yana alarak bir 

taraftan Doğu Rus knezliklerinin ikiye ayrılmasını engelledi, diğer taraftan da 

Batı’ya karşı Moğolların desteğini elde etmiş oldu.  

 

Rus knezliklerinin Katolik Avrupa’nın baskısına karşı direnmeleri bu iki 

önemli muharebeden sonra da devam etti. Altın Orda hanlarının boyunduruğunu 

kabul eden Rus knezlerinin bu direnişte başarılı olduklarını söylemek mümkündür. 

Papa IV. İnnocent’in birçok kez Rus knezlerinin  yanına elçi heyetleri göndererek 

ittifak ve aynı zamanda da Rusların Katolikliğe geçmelerini teklif etmiştir.

856

 Ancak 


Altın Orda hanlarıyla işbirlğine giden Aleksandr Nevskiy, Papa’nın bu tekliflerini 

redetmiştir.

857

 Diğer taraftan Papalık, Altın Orda’nın da Katolikliği kabul etmesi için 

çalışmalarda bulunmuştur. Ancak, başta Carpini ve Rubruck gibi misyonerlerin Altın 

Orda hanları ve büyük Moğol hanlarını ziyaret etmeleri

858

 bir netice vermemiştir. 

Papalık, Altın Orda ve Moğolları Katolik yaparak, kendi dinlerini yaymann yanı sıra 

                                                 

854

 PSRL, II, Voskresenskaya Letopisy, s. 202-205; PSRL, VII, Ermolinskaya Letopisy, s. 111-112.  

855

 A. H. Halikov, Rus Tanınan 500 Bulgar-Tatar Türk Asıllı Sülale, çev. M. Öner, TDA Vakfı 

Yayınları, İsatanbul 1995, s. 9. 

856


 PSRL, XI, İpatyevskaya Letopisy, s. 548-549.  

857


 Rus knezlikleri ile Papa arasındaki ilişkilerle ilgili daha geniş bilgi için bkz. Edvard Vinter,  Rossiya i Papstvo, Moskova 1960.  

858


 Carpini ve Rubruck’un Moğol hanlarını ziyaretleri ve izlenimleri için bkz. “Carpini v Mongoliyi”,   Mir Lyva Gumileva  Kaspiyskiy Tranzit I,  DİK Tanais Yayınları,  Moskova  1996, s. 34-46; W. von 

Rubruck, Moğolların Büyük Hanına Seyahat (1253-1255), Çev. E. Ayan, Ayışığı Kitapları, İstanbul 

2001. 

 

210


böylece Batı Avrupa’nın Katolik ülkelerini Moğol baskınlarından koruyacak, 

Moğolların Bizans ile yakınlaşmasını engelleyecek, Selçuklularla mücadelede 

Moğolların yardımını elde etmiş olacak, Rusları da Moğollarla birlikte Katolik 

dünyasına kazandıracaktı. Ancak Papalık, Moğolları Hristiyanlaştırma ve 

Katolikleştirme ile ilgili ve dolayısıyla diğer amaçlarına ulaşamadı.  

 

Papalığın Ortodoks, Slav Dünyası ve Altın Orda’ya karşı ilân ettiği “Haçlı 

Seferleri” XIV. yüzyılda da devam etti. Hatta 1351 yılında Papa, “Ruslar, Katolik 

Kilisesi’nin düşmanıdır” şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.

859

 Ancak Altın Orda, 

gerek fiiliyatta, gerekse de manevi anlamda Rusları bu tehlikeye karşı korumuştur. 

Bütün bunları göz önünde bulundurarak Altın Orda ile Rusların adeta Batı’ya karşı 

bir ittifak durumunda olduklarını söylemek mümkündür. Altın Orda’nın Avrupa’nın 

içerisine kadar seferler düzenlemesi, sadece Avrupa’yı dehşete düşürmedi, aynı 

zamanda Batı’nın ve Papa’nın Doğu Avrupa’ya yönelik seferlerini de engellemiş 

oldu. Böylece Altın Orda, özellikle Doğu Rus knezlikleri için Haçlı seferleri 

karşısında bir kalkan rolü oynamış oldu.  

 

 Diğer taraftan Haçlılara karşı Altın Orda-Rus ittifakını yine dönemin uluslar 

arası arenadaki gelişmeler çerçevesinde de ele almak gerekmektedir. Nitekim o 

tarihte Avrasya coğrafyasında verilen iktidar mücadelesi çerçevesinde İlhanlılar, 

Memlüklere ve Altın Orda’ya karşı Papa ile işbirliği yapmaya hazırdı. Ayn-ı Câlût 

savaşında Memlûklular’a yenilen Hülâgü, 1262 yılında 15 yıldan beri Hristiyan 

Dünyası tarafından yapılan ittifak teklifini kabul etmiş ve  Memlûklular’a karşı 

onlarla işbirliği yapmaya karar vermiştir.

860

 Papa ve Şark Hristiyanları da İlhanlılar 

ile işbirliğine gitmeyi planlayarak bir taraftan Müslümanlara karşı, diğer taraftan da 

kendileri için hâlâ tehlike arz eden Altın Orda’ya karşı bir blok oluşturmayı ve 

Moğollar arasında da Hristiyanlığı yaymayı amaçlamışlardır. Ancak Hristiyan 

dünyasının  İlhanlı hükümdarlarını Hristiyan dinîni kabul ettirme çabaları, tıpkı 

İlhanlı hükümdarlarının Hristiyan dünyası ile Mısır Memlûk Devleti aleyhine 

yapmaya plânladığı ve bir türlü gerçekleştiremediği askerî ittifak gibi sonuçsuz 

                                                 

859


 V. V. Kojinov, Sudyba Rossiyi: Vçera, Segodnya, Zavtra, Moskova 1997, s. 311.  

860


 A. Yuvalı, “Doğu-Batı İlişkilerinin Mahiyeti Hakkında”, OÜEFD, S. 2, Samsun 1987, s. 127-128. 

 

211


kalmıştır.

861


 Altın Orda ise bir taraftan Memlüklerle, diğer taraftan da Bizans ile iyi 

ilişkiler içerisindeydi. Böylece aslında Altın Orda kendi çıkarları doğrultusunda da 

olsa gerek Bizans ve Rus knezliklerini gerekse de Ön Asya ve Orta Doğu’daki 

Müslümanları, Haçlı seferlerinden korumuştur. Yine İstanbul ile Küdüs dahil olmak 

üzere Ortodoks dünyasının farklı bölgelerinde zaman zaman Katolik patrikler üstün 

gelirken, Ortodoks coğrafyası içinde ancak Moskova’da hiçbir zaman Katolik patriği 

oturmamıştır. Altın Orda’nın bundan etkili olduğunu söylemek mümkündür.  

 



Do'stlaringiz bilan baham:

©2018 Учебные документы
Рады что Вы стали частью нашего образовательного сообщества.
?


iii-5.html

iii-6-3-sut.html

iii-7-2-proiecte-de.html

iii-7-8-proiecte-de.html

iii-8.html